Kayıtlar

deneme etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

LEŞ

Resim
Uyanmıştı.  Gitmesi gerekiyordu artık buradan, başına dayanmış bir namlunun her an alnında patlayabileceğini hissediyordu ama dayanmak zorundaydı; kendisi ve onlar için. Dişlilerin dönmesi gerekiyordu birkaç gün daha hiç olmazsa, güneşin açması sonra batması ve sonra yeniden doğması... Büyükbabanın alnında yeni patlamıştı mermi ve çok özlüyorlardı onu ama dirayetliydiler, ağlamıyorlardı. Vahşi doğanın döngüsüydü sadece bu: birileri ölecekti ki birilerinin karnı doysun, kimileri vurulacaktı ki birileri sırtı pek uyusun. Gün doğmadan avlanmak ve leşi toprağa değmeden eve getirebilmekti en büyük başarı. Lakin çoğu zaman şansı yaver gitmezdi, gün batımına kadar yemeğini arardı, ama tek sorun sadece bu olsaydı keşke. Onu bekleyenler vardı evde, onca minik patinin kursağından geçecek onun alnındaki pınardı: teri. Güneşin altında akan ter belirliyordu akşam onların tabağına konacak tek gıdım yemeği. Yıllarca parçası oldu doğadaki döngünün, hiçbir zaman galeyana gelmeden her gün ölmüş bede...

Portakal Çiçeği

Resim
Portakal Çiçeği Bahar ayının sonları, İstanbul'u hüzünlü bir havayla bırakmışım. Üzerimde inceden bir gömlek, elimde pasaportum, başımda anneannemin ördüğü inceden şapka, hep bana anlatılan ama daha önce hiç gitmediğim vatanıma gidiyorum. Sadece tarih kitaplarında okuduğum, büyükbabamın nostalji kokulu hikayelerinde dinlediğim, anneannemin şeftali mevsiminde şeftali kebabında tattığım bir lezzet. Onların mezarına bir çiçek bırakıp, havalimanına yıllardır evlatlarından uzak kalmış bir ana gibi koşuyorum. Sonra gözümü açtığımda bir bakmışım, ordayım; yıllarca yüzleşmeyi göze alamadığım memleketimde. Ayağımı yere bastığımda yüzümde bir ter hissediyorum, boynumdan akan boncuk boncuk ter, vücudumu ihanete uğratırmış gibi pembe yanaklarımın patlıcan moru bir renk alması… Akrabalar, hiç görmediğim kuzenler ve kanımda olan ama daha tanımadığım daha niceleri; tüm çocukluğumu yalandan yaşamış ve maziye baktığında sadece gözyaşları gören bir kız çocuğu. Bu bir gurbettekinin vatanını il...

Deniz, Ben

Resim
Deniz, Ben İnsan hayatı, bir gecede başladığı gibi yine bir gecede sonlanabilen basit bir varoluş öyküsü ama biz insanlarız aslında yaşanan tüm acıları büyüklerimizden gördüğümüz gibi daha çocukken kalbimizde bir yerlere gömmeyi öğrenip, tüm kaygıları, gözyaşlarını ve kaybettiklerimizi bir kenara bırakıp her gün yeniden hayata başlamayı ve sımsıkı tutunmayı; sabahın ilk saatleri güneşin cam arasından sızan ışınları ile öğrenen. Herkesin hayatı anne karnında daha ilk kez tanıştığı, bebeği besleyen ve anne rahminde rahat hareket etmesini sağlayan, halkın kutsal olarak gördüğü, sanki bebeğin annesi çok günahkarmış da, bu bebeğe hayat vererek tüm günahlarından arınıp, yaptığı gebeliğin sadece masumiyeti hayata getirmediği, aynı zamanda kendi hayatında da yaptığı tüm günahlardan arındırdığı bakış açısını benimseyerek bu inanılmaz sıvıyı su diye nitelendirmesi, biz tıpçıların ise uzun yıllar dirsek çürütmenin üzerine amniyon sıvısı diye adlandırdığı işte tüm o varoluş, ya da göz göre gö...

Cumhuriyet’ten Bugüne ‘Educare’

Resim
Cumhuriyet’ten Bugüne ‘Educare’ Eğitim sözcüğünün lehçesine bakıldığında Latince beslemek ve yetiştirmek anlamına gelen ‘Educare’  kelimesi; Batı dillerinde ‘Education’ olarak türetilmiş ve Türkçeye çocukların 4-5 yaşlarında hayatın karmaşasına atıldıkları ‘ikinci yuva’ olarak yerleşmiştir. Eğitim Cumhuriyet’in ilk yıllarında insanlarda pozitif çağrışımlar yaratan, ilim-irfan bilenin bilmeyenden ayrıştığı ve kalburüstü tabaka olarak tanımlandığı bir Türkiye’den, günümüzde eğitimin her kesimden insana ulaştığı bir sisteme evirilmiştir. Eğitimin ulaşılabilir ve yaygın olması, ilmin standartlaşması, her kesimden insana ücretsiz bir şekilde sunulması ‘Sosyal Devlet’ anlayışı beraberinde gelmiş bir uygulamadır, fakat eğitimin ulaşılabilir olması eğitim düzeyinin düşmesine sebep olmamış mıdır? Eğitim düzeyindeki değişime çevrenizde yapabileceğiniz minik bir gözlemle farkına varmak mümkündür. Hangi kesimden olursa olsun günümüzde herkesin üniversite mezunu olduğunu görüyor, özellik...

Hâlâ

Resim
Hâlâ? Belki yaşamla ölüm arasında bir çizgi, belki de bir güç tutuyor seni hâlâ yerinde. Onca problemi göz ardı edip hâlâ yerinde olman büyük bencillik; ya da başarı başka bir perspektiften. Sen farkında değilsen hâlâ, tabii ki sözüm sana. Yoksa söz meclisten dışarı, ben bu yazıyı kişisel meseleler üzerine kaleme almıyorum. Hâlâ oturabilecek misin bu satırların üzerine, onu da merak etmiyorum, ya da seni kişisel bir çıkmaza da sokmak değil niyetim. Benim tek derdim, aklına sokman artık dipsiz çukurun eşiğinde olduğumuzu ya da daha çok ilgini çekecekse, bu kuyunun içine senin de düşecek olman. Bu devinimin içinde kendini kaybetmişlere benim tüm hırslarım ve meselem. Aklı almayanlara, inanmayanlara ya da inanamayanlara tüm bu nefesim. Bugün ben, yarın bir başkası soluksuz kalacak sizlere dil dökmekten ama hiçbiriniz bizi yerimize oturtamayacak son nefesimize kadar. Kimse anlamaz içimdeki bu hiddeti, kimse farkında bile değildir hâlâ. Soruyorsan şimdi kendine bazı çıkmaz soruları...

Bir İstanbul Öyküsü

Resim
Bir İstanbul Öyküsü İstanbul'dur her şeyi başlatan ve bitiren. Kimi toprağı altındandır der ekmek kapısını bulur, kimi ölümüne nefret eder bu şehirden.  Sadece kalabalık bir şehir demek yetmez İstanbul'la. İstanbul öyle bir şehirdir ki hem bir ana kucağı, yurdum Türküsü hem de her an acı çektireceğini bildiğin ama kopamadığın bir aşktır. Dışardan bakan Anadolu insanının hep imrendiği, bu kalabalığın cilvesini çekeninse 'bir gün çekicem, gidicem.' dediği şehirdir işte bu şehir. İstanbul kalabalıktır, karışıktır, telaşelidir ama yine de herkesin göz bebeğidir. Sevilmez mi boğaz havası, bebek ezmesi, vapur sesi. Nasıl terk edilebilir ki bu şehir. Terk edilse de özlenmez mi bu koşturmaca.     İstanbul'da  hayat renklidir. Sabahı ayrı güzel akşamı ayrı güzeldir. Bilir misiniz kaç tane kitaba, filme, diziye bu hayatların konu olduğunu; kaç tane insanın bu şehirde umut bulduğunu.    İstanbulluların büyük hayalleri vardır ne zaman canları sıkıls...

Üç Maymun

Resim
Üç Maymun İnsanlarımızı korumalıyız. Duymamalılar, görmemeliler, ne olduğunu bilmemeliler… Bir ülkenin bekasını sağlamak o ülkenin akıl sağlığını korumaktan geçermiş, bu durumda devletlerin en büyük görevi nedir bilir misiniz? Üç maymunu oynamak desem ne canlanıyor acaba gözlerinizde. Şahsen benim ‘ üç maymun’ hikâyem çok eskilere dayanıyor.  Bu maymunlar dünyaya ilk gözlerimi açtığımda başucumda duran bir bibloyla vücut bulmuşlardı odamda. Simsiyah kılları, ifadesiz suratları ve geniş omuzlarıyla çocukluğumun korkulu rüyaları, küçücük bir çocuğun odasında anlamlandıramadığım tek objeydiler. Pespembe odamın ortasında duran kapkara bir leke gibi her gün hatırlamak zorunda olduğum bir acı, sorumluluk; çocukluğumun kiriydi onlar benim. Ailem ne demeye çalışıyordu acaba ağızını, kulaklarını, gözünü sımsıkı kapamış maymunları her sabah uyandığımda tam göz hizamda bulunan rafa konumlandırarak. Sorguladım bunu yıllarca, her yıl farklı bir sonuçla yüzleştim: kendimle ve ailemle çatıştı...

Eğitimde Siyah Kuğu Etkisi

Resim
Corona Virüs Siyah Kuğu Etkisi Yaratacak mı?  Kuğular beyazdır hiç siyah kuğu olur mu? Siyah kuğu benzetmesi muhtemelen ilk kez Roma’lı Şair Juvenal tarafından “iyi bir insan siyah bir kuğu kadar nadirdir” dizelerinde kullanılmıştır. Sonralarda kendini Osmanlı olarak tarifleyen   Nassim Nicholas Taleb Siyah Kuğu isimli kitabı yazdığında kavram yeniden sıkça kullanılmaya başlandı. Nassim’in alegorik örneğinde olasılığı çok düşük olan olayların çok yüksek etkisi olabileceğinden bahsediliyordu. Elbette bu çok istisnai olaylar gerçekleştikten sonra insanoğlunun bu olayları açıklamak için gerekçeler üretmesini insan doğası ile açıklıyordu. Peki, Corona Virüsü de bu kapsama girebilir mi? Bu istisnai olay etkisi çok yüksek olan sonuçlar doğurabilir mi? Bazen büyük değişimleri tetikleyecek bazı adımlara ihtiyaç duyulur, bu adımlar doğal yoldan olabileceği gibi zaman zaman da biraz insan eli ile hızlandırılabilir. Corona virüs doğal olan veya olmayan yoldan ortaya çıkmış ...

Corona kimlerin ekmeğine yağ sürüyor? Trajikomik analiz

Resim
Corona çıktığından beri olumsuzluklar, ölenler, krizler üzerine yazılıp konuşuluyor. Bardağa dolu tarafından bakarsak bundan fayda sağlayanlar da var.   Ülkemize henüz gelmedi ama diyelim ki virüs kapımızı çaldı, okullar tatil oldu, iş yerleri evden çalışmayı önerdi. Peki bu senaryoda neler olacak? o    Evde daha çok yemek siparişi vereceğiz.  Bu özellikle fast food satan firmalar ve bu firmalara pazaryeri sağlayanlar için avantaj olacak. o    Evde iken dışarı çıkmak yerine ihtiyaçları ayağımıza isteyeceğiz.  Her türlü ürün nakliyesi yapanlar fayda sağlayacak o    AVM’ye gitmeyenler internet alışverişi yapacak o    Daha çok sosyal medya kullanılacak Facebook, Insta ve twitter parayı götürecek o    Daha çok televizyon, video izlenecek: Netflix ve Youtube kazanacak TV BOX, Internet TV Hepsi Yok Satacak o    E bu daha çok cips ve patlamış mısır demek, en azından bizim evde ...